4 Temmuz 2020 Cumartesi

Serdar Öztürk - Sinema Felsefesine Giriş


 
"Aslında felsefede Heidegger’in “elde-altında-olmak” ve “elde-mevcut-olan” kavramları arasında yaptığı ayrım aşinalığın içeriğini kavramsal düzeyde anlamamıza katkı sağlayacak niteliktedir. Yanı başımızdaki varlıkları gördüğümüzü sanmamıza karşın aslında onlar gözden kaybolmuşlardır. Onlar günlük uğraşlarımız ve meşguliyetlerimiz altında hesaplayıcı bakışın nesneleri haline gelmişlerdir. El-altında-olan’ın elde-mevcut-olana dönüşmesi için Heidegger varlığın gösterişliliği, fark edilme ve direnme imkanlarını paylaşır. Bu hallerde varlık elde-mevcut-olana dönüşebilir." 
"Nietzsche hayata zar atımı olarak bakarken virtüelliklerin zar havadayken asla bilinemeyeceğini, zarın yere düşmesiyle o virtüelliklerden birisinin edimselleştiğini ancak onunda virtüelliğe, yani zarın havadaki geçmişine sıkı sıkıya bağlı olduğunu vurgular. Bu nedenle virtüel olanla edimsel olan kendine ait gerçekliğe sahiptir. Sinema işte bu farklı gerçekliklerin Kieslowski’nin Kör Talih (1987)’inde Van Dormael’in Bay Hiçkimse(2009)’inde olduğu gibi iç içe geçmiş tarzda yaptığında ve hangisinin gerçek hangisinin edimsel olduğu konusunda bizi kararsızlık içinde bıraktığında tam da Nietzsche felsefesiyle titreşime geçmiş demektir." 
"Filozoflar da kendi argümanlarını desteklemek ya da karşı ç argümanları çürütmek için illüstrasyonlara başvururlar. Platon görünüşler dünyası ve idealar dünyası ayrımı için mağara alegorisine, Kant anlama yetisini somutlaştırmak için tehditkar bir denizle çevrili adaya başvurur. Bergson’un saf süreyi illüstre etmek için çayda şekerin erimesi, Nozick’in deneyim makinası ve çeşitli etik felsefi yaklaşımları illüstre etmek için verilen örnekler felsefi açıklamaların soyut ve kuru dünyasında canlı ve hayal gücünü teşvik eden unsurlar olarak yerini alır." 

Serdar Öztürk 
Sinema Felsefesine Giriş-Film Yapımı Felsefe

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder