31 Ağustos 2020 Pazartesi



"Sizin ruhunuzu aydınlatacak insanlarla arkadaşlık edin. Başkalarının görüşleri, düşünceleri sıkıntılı olabilir. Onların üretken olmayan olumsuz bakış açılarını kabul ederek kendinize kötülük yapmayın." 
Epiktetos, Kendisinin Efendisi Olmayan Hiç Kimse Özgür Değildir

Teşvik edenler ve katkı sağlayanlar yükseltmekten gocunmaz. Böyle insanlarla beraber hem yükseliriz hem yükseltiriz.

"Gereksinim duyduğum yalnızca yerinde bir öğüt değil; içten, insanca bir arkadaşlık; sanki yaşamımız boyunca birbirimizi sevmişiz gibi." Beyaz Geceler, Dostoyevski

Sana özel olanı bilen ve özellerine içten yaklaşanların karşılıksızlığı sadece gereksinim için orada olmamaktır.

"Kimle gezdiğinize, kimle arkadaşlık ettiğinize dikkat edin; çünkü bülbül güle, karga çöplüğe götürür." Mevlana Celaleddin-i Rumi

İnsan benzedikleriyle olur veya beraber olduklarına benzer.

Davud-i Taiy'e "Niçin insanlarla arkadaşlık etmezsin?" diye sormuşlar. "Benim ayıbımı benden saklayanın arkadaşlığını ne yapacağım?" demiş.
Kimyayı Saadet, İmam Gazali

Ayıbı saklamak her zaman kusur görmezlik değildir, bazen kusurların üzerine konuşmamak ayıptır. Derler ki; iyi arkadaş yüzüne karşı eleştirebilen, arkanızdan iyi konuşandır. -Usulünce- ayıbı açabilmeyi, hem ayıbı açanın bunu yapmaktan rahatsız olmayacak önemi kazanmış olduğunu, hem de ayıbını söylediğinin bunu kaldırabilecek olgunlukta olduğunu gösterdiği için de önemli buluyorum.

12 Temmuz 2020 Pazar

Ulus Baker



Nedir bir “bakış açısı”? Bu modern ve liberal göreliliğin “özneye göre bakış açısı” değildir. Bugün televizyon ekranında sözde sol ile sözde sağ, sözde Fenerli ile sözde Galatasaraylı karşı karşıya getirilirler ve tartışmalarından bir şey çıkacağı sanki varsayılıyordur. Bu tam bir yalan - tartışmadan herhangi bir şey asla çıkmaz. Bakış açısı, çoğu zaman “benim görüşüm” demek mecburiyetinde bırakan bu şey son derecede bir modern konumlanma tarzıdır ve aslında gerçek değil sanal bir konum alıştır, hep “karşısındakine göredir”. Burada Leibniz'in ünlü “bakış açısı” mefhumunu işin içine sokmak yararlı olabilir. Ona göre bakış açısı bir durumun “özneye göre” yorumu ve bu yorumun salt öznenin varsayılan değerine göre onanması (yani liberal-ampirisist Anglosakson filozoflarının düşüncesi) değildir. Tam aksine, bakış açısı özneyi üretir - başka bir deyişle ancak bir bakış açısına yerleşebildiğiniz ölçüde bir özne haline gelirsiniz.


Ulus Baker, Yüzeybilim Fragmanlar


Meşgul etmek için kullanılan söze antropolog Bronislav Malinowsky'nin taktığı bir ad var: “conative speech”… Kimi meşgul etmek? İşin o tarafı biraz muamma… İki ihtiyar düşünün… Karanlıkta evlerine doğru yürümek zorundalar… Her biri diğerinin yanında olduğunu her an hissetmek istiyor… O halde “konuşuyorlar”… İçeriği hiç de önemli olmayan mesajlar bunlar… Sadece diğerinin orada olup olmadığını teyit etmek üzere… “conative speech” bence bugünkü medyanın esasıdır, yani özüdür… Öyle bir ortamda sessizlik herhalde en katlanılamaz, en korkutucu durumdur. O hallerde akuzmatik ses herhalde en kurtarıcı durum, yani dünyanın ve doğanın “normal” varlığını hatırlattığı en uç hal olmalı, değil mi?

Ulus Baker, Yüzeybilim Fragmanlar

"Spinoza'da düşünmek 'fikirlere sahip olmaktan' başka bir şey değildir. Descartes, 'Düşünüyorum', 'Ben düşünen bir şeyim' diye haykırdığı halde, Spinoza düşünme eylemini kanıtlamaya kalkışmaksızın, insanın düşündüğünü nötr bir dille belirtir.

Düşünmek, fikirlere sahip olmak, insan bedeninin dışındaki şeylerle karşılaşmalarında etkilenmesinden başka bir şey değildir. Düşünce sadece bir etkileniş, ve aynı zamanda tanımlanması tözünün birliğini ortadan kaldıracak olan genel bir nosyon niteliği de taşıyan bir kip olduğu için; 'Ben düşünen bir şeyim.' demenin bir alemi yoktur: içimizden geçen her duyguyu, her bir duygu dünyadaki tekilliklere ithaf edilmiş veya hasredilmiş olduğu için, düşünme diye adlandırırız. Genel olarak düşünme diye bir şey yoktur, tersine düşünce, tamamen, zihni oluşturan bir insan eylemidir."

Ulus Baker, Kanaatlerden İmajlara - Duygular Sosyolojisine Doğru

"İyilik kendine ait değildir artık; siyasal düşünürler modern toplumda "iyi bir düzen nasıl kurulur"un peşinde değildirler. Halk ise kendinden masum değildir; iktidar tarafından kendisine hizmet edilecek, adanılacak bir amaç olarak ilan edilen varlıktır, insanların üzerine bu masumiyet bir etiket olarak, üzerlerinden ancak suç ve terör aracılığıyla atabilecekleri bir yüklem olarak yapışmıştır."

4 Temmuz 2020 Cumartesi

Serdar Öztürk - Sinema Felsefesine Giriş


 
"Aslında felsefede Heidegger’in “elde-altında-olmak” ve “elde-mevcut-olan” kavramları arasında yaptığı ayrım aşinalığın içeriğini kavramsal düzeyde anlamamıza katkı sağlayacak niteliktedir. Yanı başımızdaki varlıkları gördüğümüzü sanmamıza karşın aslında onlar gözden kaybolmuşlardır. Onlar günlük uğraşlarımız ve meşguliyetlerimiz altında hesaplayıcı bakışın nesneleri haline gelmişlerdir. El-altında-olan’ın elde-mevcut-olana dönüşmesi için Heidegger varlığın gösterişliliği, fark edilme ve direnme imkanlarını paylaşır. Bu hallerde varlık elde-mevcut-olana dönüşebilir." 
"Nietzsche hayata zar atımı olarak bakarken virtüelliklerin zar havadayken asla bilinemeyeceğini, zarın yere düşmesiyle o virtüelliklerden birisinin edimselleştiğini ancak onunda virtüelliğe, yani zarın havadaki geçmişine sıkı sıkıya bağlı olduğunu vurgular. Bu nedenle virtüel olanla edimsel olan kendine ait gerçekliğe sahiptir. Sinema işte bu farklı gerçekliklerin Kieslowski’nin Kör Talih (1987)’inde Van Dormael’in Bay Hiçkimse(2009)’inde olduğu gibi iç içe geçmiş tarzda yaptığında ve hangisinin gerçek hangisinin edimsel olduğu konusunda bizi kararsızlık içinde bıraktığında tam da Nietzsche felsefesiyle titreşime geçmiş demektir." 
"Filozoflar da kendi argümanlarını desteklemek ya da karşı ç argümanları çürütmek için illüstrasyonlara başvururlar. Platon görünüşler dünyası ve idealar dünyası ayrımı için mağara alegorisine, Kant anlama yetisini somutlaştırmak için tehditkar bir denizle çevrili adaya başvurur. Bergson’un saf süreyi illüstre etmek için çayda şekerin erimesi, Nozick’in deneyim makinası ve çeşitli etik felsefi yaklaşımları illüstre etmek için verilen örnekler felsefi açıklamaların soyut ve kuru dünyasında canlı ve hayal gücünü teşvik eden unsurlar olarak yerini alır." 

Serdar Öztürk 
Sinema Felsefesine Giriş-Film Yapımı Felsefe

Pertev Naili Boratav - Nasreddin Hoca



“Nasredin Hoca’yı böyle bilmezdik.”

Nasreddin hoca eşeğine ters binen bir şaşkın, zirzop bir fıkra adamı olarak anlatılır ya. Aklımızda sempatik ve alaycı yer etmiştir böylece. Fakat Nasreddin Hoca ile tanıştığımızda hangisiyle tanışıyoruz? Nüktesi ukdesinden, deliliği doluluğundan olan ve toplumsal çelişkilerini hicivde mahir bir üstat olan Nasreddin ile mi?

"Nasreddin Hoca: Zaman zaman ne kadar çağdışı kaldığımızı gösteren çağdaşımız değil midir?"
Türk halkbilimcisi Pertev Naili Boratav

2 Temmuz 2020 Perşembe

Frank Furedi - Korku Kültürü


Acı çekmenin hiçbir derin anlamı yoktur ve bir trajediye kurban giden kişi herhangi bir olağanüstü özelliğe sahip değildir. Günümüz toplumunun kurbanlara ahlaki erdemler atfetmesi, toplumun insanın etkin yönüne olan inancını yitirdiğini gösterir.
Frank Furedi, Korku Kültürü

Acının, 'yası' 'tashihe' geçirme dominesine geçirilemedikçe anlamlı olduğundan gerçekten bahsedilebilir mi?

29 Haziran 2020 Pazartesi

Arcimboldo


Arcimboldo hayvanları, meyveleri, nesneleri kullanarak çizdiği alegorik fantezi natürmortlar ile Rönesans’ın en güçlü temsilcilerinden biridir. Alegoriler ressamı olarak da anılan Arcimboldo Dali gibi dünyaca ünlü sürrealist bir ressamı da etkilemiştir. 
Ayrıca, özentici (maniyerizm) eğilimlerini sergilediği dekorlar, kostümler ve aksesuarlar yaparak, büyük bir şenlik düzenleyicisi olduğunu kanıtladı. Saray ressamı olarak bilinen Arcimboldo resim dışında sahne tasarım, mimarlık ve antika eser arayıcılığı da yaptı. 

Giuseppe Arcimboldo Eserleri


"XX. yy’da gerçeküstücüler tarafından yeniden keşfedilen Arcimboldo, kendi adıyla anılan üslubun bulucusudur. Bu üslup üç yüzyılı aşkın bir süredir çeşitli sanatçılar tarafından kullanılır. XVII. yy’da Jacopo Zucchi’nin çiçek ve meyvelerle süslediği başlar, gravürcü Bracelli’nin geometrik nesnelerden oluşan ve makineleri çağrıştıran insan bedenleri, Napolyon I, Napolyon III gibi XIX. yy’ın siyaset adamlarının karikatürize edilmiş başları, XX. yy’da Picasso’nun, Çiçekli Kadın’ı, Dali’nin Gala Placidia’sı, vb. Ama Arcimboldo üslubundan özellikle, reklamcılık (afiş, vitrin, ilan) alanında yararlanılmıştır."

28 Haziran 2020 Pazar

İlber Ortaylı - Elitizm Hakkında


"Elitlik işini iyi yapan insanların toplumda dikeyine sınıflandırılmasıdır. Elit sistem demek irsi aristokratlılık, soyluluk değildir; paranın elitizmi değildir; aklın, yeteneğin elitizmidir. Elit seçkindir. Her işin seçkinlerinin meydana getirdiği ve klasmanda yatayına değil dikeyine de düşünebileceğimiz bir sınıf. İkincisi yönetimin ahlaki, tradisyonel tarafları vardır. Bir fabrikatörün evinde, bir amelenin evindeki disiplin yoksa orada iş devam etmez. Türkiye demokrasisi buna doğru gitti ve en kötü yere geldi. Daha kötüsü artık zaten felakettir. İnsanlar, yaşamayı bilmeyecek, davranmayı bilmeyecek, usul erkânı bilmeyecek. Viyana Üniversitesi’nde köy kökenli profesör olmaz diye bir kural yok. Ama Viyana Üniversitesi’nde profesör olan diğerleri kadar bilgili olmak zorundadır. Bizde öyle bir şey yok. Burada adam ‘Mühim değil biz her yere gireriz.’ diyor. Bu bir toplumu fevkalade yıpratır.."
İlber OrtaylıElitizm Hakkında

İbn Rüşd

"Halka nazari (tatbik edilmemiş görüş) ve mücerret (soyut) meselelerden değil, ameli (teorik uygulama) ve müşahhas (somut, rasyonel) hususlardan bahsedilmelidir."
İbn Rüşd, Felsefe - Din İlişkileri

İbn Rüşd (Latince: Averroes, d. 14 Nisan 1126 - ö. 10 Aralık 1198), Endülüslü -Arap felsefecihekimfıkıhçımatematikçi ve tıpçıKurtuba'da doğdu ve MarakeşFas'ta öldü. İbn Rüşd'e göre biricik filozof Aristo'ydu. 

Siyaset, din, hukuk, tıp ve felsefenin pek çok alanında 150'den fazla eser kaleme aldığı bilinmektedir. Özellikle Aristo'nun Organon külliyatı üzerine yazdığı pek çok şerh vardır. Bu şerhlerin boyutları küçük, orta ve büyük olmak üzere üç çeşittir. Küçük ve orta şerhler, ekseriya eserin tamamının şerhi olmamakla beraber bazı kapalı ifadelerin sayfalar boyu analiz edildiği çalışmalardır.

En İyi Aristo Yorumcusu - Tarih Belgesel

En çok Aristo'nun eserlerinden yaptığı, bugün Batı'da pek çoğu unutulmuş Arapçaya tercümeleri ve şerhleriyle ünlüdür. 1150'den önce Avrupa'da Aristo'nun eserlerinin birkaç tercümesinden başkası yoktu ve bunlar da din adamlarınca rağbet görüp incelenmiyordu. Batı'da Aristo'nun mirasının yeniden keşfedilmesi, İbn-i Rüşd'ün eserlerinin 12. yüzyıl başlarında Latinceye tercümesiyle başlamıştır.

Victor Hugo, Notre Dame'ın Kamburu adlı eserinde, Avrupa'da bilinen adıyla Avveroes ismiyle İbn-i Rüşd’den söz eder. James Joyce'un Ulysess adlı eserinde ve Jorge Luis Borges'un La Busca de Averroes (Averroes'in Arayışı) eserinde de, İbn Rüşd anılır.

İbn Rüşd'ün en önemli yönü, mantık felsefesini ve politik felsefeyi vahiy ile felsefenin birbirinden bağımsız olarak nasıl değerlendirileceği yönünde doğru kullanma yöntemleri ve buna bağlı olarak ikisi arasında biri diğerini geçersiz kılmayacak biçimde sağlam bağlantılar kurmasıdır.

Concorde Etkisi

Concorde etkisi ismini süpersonik bir uçaktan alıyor. 1962 yılında Fransa ve İngiltere ortak bir karar vererek bir uçak tasarımı projesi başlattılar. Uçak üretildi, test sürüşüne geçildi ancak beklentilerin altında kalıyordu ve performans harcanan maliyeti karşılamıyordu. Ayrıca güvenlik açıkları çoktu. Buna rağmen bunca zaman emek verdik ve büyük paralar harcadık düşüncesiyle uçağın üretimine devam edildi ve sonuç matematiksel verilerin gösterdiği yönde büyük felaketle sonuçlandı. Concorde uçağı kaza geçirerek 113 kişinin ölümüne sebep olundu.

Concorde etkisi, çok emek harcanan bir işten, araştırmadan sonuç alınamadığı görülmesine rağmen emek sarf edildiği, yatırım yapıldığı için bir türlü vazgeçilememesiyle daha çok kaybettirmesi olarak tanımlanabilir.



Parayı batırma yanılımı olarak da bilinen bu etki üzerine bugüne dek pek çok araştırma yapıldı.

Bir araştırmada üç grup deneğe, üç farklı fiyattan sezonluk sinema bileti satıldı. birinci gruba satılan kombine biletin fiyatı 15 dolarken, ikinci grubunki 2 dolar, üçüncü grubunki ise 7 dolardı. sezon sonunda deneklerin kaç film izlediği araştırıldı. ucuz bilet alan denekler, pahalı bilet alanlara oranla daha az sayıda filme gitmişlerdi. en fazla sayıda filmi 15 dolar ödeyen grup izlemişti.

Başka bir araştırmada Kaliforniya Üniversitesi'nden ha hoang ve barry staw'ın antrenörler üzerinde yürüttüğü bir çalışmada oyuncuların, performanslarına göre değil aldıkları ücretlere göre değerlendirildikleri ortaya çıktı. Pahalı oyuncuların daha fazla oyunda oynatıldığı ve takımda daha uzun süre tutulduğu izlendi.

Somut bir sonuca ulaşmayacağı öngörülebilen yatırımlar, girişimler, ilişkilerden emek ve masraf harcandığı için vazgeçemeyerek, kaybetmemek için daha çok kaybetmektir.
"Concorde yanılımı, daha önce yapılan yatırımın içerdiği kayıpları dikkate almayarak, daha önce yatırım yapılan kaynağın kaybedileceği gerçeğinden kaçmak için daha fazla yatırım yapılması gerektiği mantığıdır." 
"Bir ton para verdiğin her şey dahil bir otele gittin. tatilin ortalarında bir lokma bir şey yiyemeyecek kadar doymuş hissediyorsun. Hangi davranışın seni mutlu edeceğini düşünüyorsun? Bir ton para verdiğin için yemeye devam edersen mi mutlu olacaksın, yoksa daha fazla yemek senin için iyi olmayacağından yemeyi bırakacak mısın? Peki dört gün tatile gidip beş kilo alan insanların hepsi görgüsüzlüğünden mi bu kadar yiyor? Hayır. Bir tür concorde etkisi hayatlarımızda yer buluyor." 
"İnsanları kazançlarından çok yitirdikleri şeyler harekete geçirir. Ve yitirdiklerimizi kurtarmak için daha riskli davranışlar sergileriz. Bahis oyunlarında parasının çoğunu önceki oyunlarda kaybetmiş olan bahisçinin son oyunda yitirdiklerini geri almak umuduyla tüm parasını ortaya koyması bu teorinin en tipik örneğidir.“

Whataboutism

Whataboutism

Tevfik Uyar bu ifadeyi Türkçe’ye “Peki Şunun Hakkındacılık" olarak çevirmiş.

Duyarlılığa misilleme denebilir. 

Duyarlılık gösterilen bir meseleye bir başka hassas meseleyi misilleme olarak kullanarak o duyarlılığı sabote etmek olarak tanımlayabiliriz.

“Fiil hakkındaki tepkiler faile göre ayarlanıyor.”

Kişi tutumuna bakarak fiili değerlendirmek hatalı bir yaklaşım biçimi. Bu da sık yapılan bir yanılgıdır.


 ‘whataboutism’ eyleminde bulunmak mevcut duyarlılığa saygı ve önemi de azaltarak başka hassas bir meseleyi de önemsizleştiriyor.
  • Tepkisiz kalınan bir meselede hassasiyetinin olmadığının düşünülmesi
  • Ortak hassasiyete ‘karşıt görülen/benden değil’ denilen fail tepki vermişse hassasiyetten kaçınmak
  • İstenen oran ve düzeyde tepki verilmezse tepkiyi yetersiz görmek
  • Kişiler eşit derecede tepki vermezse tepkiyi geçersiz görme şartlaması
A: Twitter'da x konuda yapılan linçten çok rahatsızım.
B: Facebook’daki hayvan hakları suçları için de iki çift laf etsen çok mu?

Solon


Konfor alanımızın rahatı bozulmadıkça ya da rahatı kaçmaması için görünürde olan desiseye karışmamak zamanla metastaz yaparak, haksızlığı konfor alanlarımıza taşıyabilir. Doğrusu haksızlığa seyirci kalmak bizleri haksızlık karşısında haksız duruma da düşürüyor.